kitabın adı duru’nun dramı olmalıymış. kızın babası ölmüş, anası sahip çıkmamış. keş sevgilisi evini kullanıp, parasal olarak sömürüp kızın kendini göstermesine de engel olmaya çalışıyor. şimdi bu kız dansçı ve kendini göstermek istemesi kadar doğal bir şey yok. ya çok ünlü bir dansçı olacak ya da dizideki gibi saçma sapan şarkıcıların klibinde oynayarak üç kuruş kazanmaya çalışacak. neden bilmiyorum kız bu kadar haklıyken bile yazar duru’ya taraf almış gibi geliyor. geçenlerde açıklamış mesela duru histrionik kişilik bozukluğuna sahipmiş. ben şahsen yazarın hastalığı fazla küçümsediğini düşünüyorum. her ilgi çekmek isteyen histrionikse fazla hayal kuran herkes de şizofrendir diyelim. dram filmi izlerken ağlamayan herkes de psikopattır falan. neyse denize dönelim. şimdi bu deniz güya mozart, beethoven falan gibi müthiş eserler veren bir dahi ama değerli eserlerini yayınlamamak için götünü yırtıyor. bahanesi neydi hatırlamıyorum. esrar çekip çekip tuğla uzunluğunda salak nutuklar atıyor. can manay bile bu deniz çok zeki adam ya fln diyor. yazarın bu deniz üzerinden dillendirdiği özenti saçmalıkların kendi düşünceleri olduğuna inanıyorum. can manay ise dizide midemi bulandırdığından daha çok bulandırdı kitapta. dizide sanırım biraz daha masum gözüküyordu. kitap boyunca kızı taciz ediyor. deniz güya hiçbir şey fark etmiyor. of o kadar inandırıcılıktan uzak bir kitap ki. adam kitabın sonlarında duru’ya tecavüz etti resmen. ama yazar nedense bunu tecavüz olarak görmüyor. bu iğrenç olaydan sonra bir de diğer kitapta beraber olacaklar. ayrıca duru’yu tek taciz eden can değil, göksel de sahnede herkesin ortasında taciz ediyor duruyu. deniz görünce umursamıyor bile. duru artık hesap sorar herhalde diye düşünürken denizle gökseli sarılırken görünce ipler kopuyor zaten. kitapta bütün erkekler duru’yu bir obje gibi görüp hastalıklı bir şekilde ona sahip olmak isterken, kadınlar da dış görünüşü yüzünden ondan nefret ediyor. fakat bu kaliteli bir feminist eleştiri değil. inandırıcı da değil. zaten kadın herkesi tek tip yapmış. diziyi izlerken tahmin ettiğimiz gibi karakterleri bir burç üzerinden yarattığını kendisi instagramda açıklamış. hiçbir karakter inandırıcı değil ve bir de üstüne karakterleri yerelleştirememiş. mesela göksel duru’ya senle kuracağım tek ilişki erkekliğimin üstüne oturman olur gibi bir cümle kuruyor. hjdsjfhdsdfdvdcf. lanet olsun sana göksel çünkü senin anana da lanet olmuştu.

özge ise ayrı bir paragrafı hak ediyor. dizidekinden daha itici olabilmesi bir başarı bence. cinsellik sanki bir tercihmiş gibi erkeklerin sevişmesini beğenmeyip kadınlara yönelmesi ama bir yandan da doğru erkeği bekliyor mesajı vererek açık kapı bırakılması… kendisi kadınlarla ilişki yaşarken bir erkek için “ibne bile değil, daha da kötüsü kadınları çekici bulan feminen bir adam” demesi… eskinin ünlü oyuncu, şarkıcı kadınlarını cinsiyetçi bir şekilde yargılaması- ki bunlar bildiğin seda sayan, gamze özçelik falan gibi açıkça ismi verilmeyen ama tahmin edeceğiniz insanlar. bu kitap bir erkeğin adıyla basılsa hiç şaşırmazdım çünkü yazar aynı bir erkek zihniyetinde. okuduğum spoilerlara göre üçüncü kitabın sonunda can duru’nun ayağını kırdığı için dans edemiyormuş. dizide can’ın duru’nun ayağını alçılattığı, durununsa bu alçıyı kırıp yürüyebildiğini fark etmesi sembolik olarak çok güzel bir sahneydi bence. dizinin sonunda da yürüyebiliyordu galiba. başarısız bulsam da diziye kadın dayanışması eklemeye çalışmalarını da takdir ediyorum. yazar beğenmemiş ama dizisi kitabından daha kaliteli olan nadir eserlerden biri fi.

hayatımda ilk defa bir kitabı okurken ben niye yazmayayım ki diye düşünüp kendime haksızlık ettiğimi fark ettim. wattpadten çıkan ergenler bile bu kitaptan daha ilgi çekici konulu ve gerçekçi karakterli kitaplar yazıyor. içine seks katınca ciddiye alınabilen bir kitap oluyor demek. diziye uyarlanabilecek milyonlarca kitap varken bunu seçen puhu tv’yi tebrik ederim. furkan gibi bu ruh hastası dolu dizide normal bir insan olan, sevimli bir karakteri birinci sezon sonunda öldürerek vizyonsuzluğunuzu ortaya koymuştunuz zaten.